MUSTAFA İSLAMOĞLU'NUN BABASININ ALİ EREN'E YAZDIĞI MEKTUP
MUSTAFA İSLAMOĞLU'NUN BABASININ ALİ EREN'E YAZDIĞI MEKTUP(LÜTFEN OKUYUN)
MUSTAFA İSLAMOĞLU'NUN BABASININ ALİ EREN'E YAZDIĞI MEKTUP
“Muhterem Ali Eren Beyefendi!..
Selamlar, sevgiler, dualar, hürmetler...
Allah, hidayet ve salah veresice oğlum Mustafa İslamoğlu’na köşenizde verdiğiniz, “Kur’an–ı Kerim’e el sürme” mevzuunda, alimane, arifane, vakıfane cevabınızdan dolayı sizi canı gönülden tebrik eder ve halisane şükranlarımı arz ederim. Hürmet ve dualarımla...
Aciz Ahmed İslamoğlu. Mütekait (emekli) imam–hatip ve fahri vaiz. Develi / Kayseri.
“Not: “Muhterem Hocam (Ali Eren)!... Mustafa’nın dâl ve mudılliği, baba olarak bizi çok huzursuz etmektedir. Salahına dua etmekteyiz. Sizlerden de ıslahına dua istirham etmekteyiz. İcap ederse, bu kısa tebrik ve teşekkürnamemi köşenizde dipnot alarak neşredersiniz... Milyonları ifsat ve idlal etmesin... Cevabınız, fakiri pek memnun ve mesrur etti. Hak razı olsun...”
“Vaiz Babanın Teşekkür ve Üzüntüsü” Ali Eren / Yeni Mesaj,21.10.2000
Not: dâl = sapık mudıl = saptırıcı idlal etmek = saptırmak, yoldan çıkarmak.
Bugün 180 ziyaretçi (465 klik) kişi burdaydı!
ANA SAYFAYA DÖN
CÜBBELİAHMED HOCA YA TEBRİKLER.
Sual: Cübbeli hoca; Vehhabilik, mutezile gibi sapık mezheplerin yanında, İbni Teymiyye, M. Abduh, Ali Şeriati, M. İslamoğlu, Y. N. Öztürk, Z. Beyaz, A. Oktar, A. R. Demircan, H. Karaman, A. Bulaç gibi yazarları da tenkit ediyor. Tenkitlerinde, kiminin Cehennem ebedi değil dediğini, kiminin mason Abduh’u övdüğünü, kiminin kendisini Mehdi sandığını, kiminin mezhepsizliğini ilan ettiğini, kiminin kaderi, kabir azabını ve şefaati inkâr ettiğini, kiminin Hıristiyanları Cennete sokmaya çalıştığını, kiminin de, Kur’an-ı kerimdeki bazı âyetlerin tarihsel dediğini bildiriyor. Bu tenkitleri yerinde midir?
CEVAP
Dine aykırı konuşan kimseleri tenkit etmek, elbette yerindedir. Tenkit etmezse, o zaman suç işlemiş olur. İki hadis-i şerif meali şöyledir:
(Ortalık karıştığı, yalanlar yazıldığı, âdetlerin ibadetlere karıştırıldığı ve Eshabıma dil uzatıldığı zaman, doğruyu bilenler herkese bildirsin! Allahü teâlânın, meleklerin ve bütün insanların laneti, doğruyu bilip de, gücü yettiği halde bildirmeyene olsun!) [Deylemi]
(Bid’atler yayılıp, sonra gelenler, öncekilere lanet ettiği zaman, doğruyu bilenler herkese söylesin! Söylemeyip gizleyen, Allah’ın indirdiği Kur’anı gizlemiş olur.) [İ. Asakir]
Cübbeli hoca, bu hadis-i şeriflerin gereğini yerine getirmeye çalışıyor. Kendisini tebrik ediyor, Allahü teâlâ yardımcısı olsun diyoruz.
Aynı konuların bir kısmına kısaca dokunalım:
1- Hazret-i Mehdi gelmemiştir. Hiç kimse kendinin veya hocasının Mehdi olduğunu söyleyemez; çünkü Mehdi’nin birçok alametleri vardır. Bu alametler günümüzdeki insanlarda yoktur. Hazret-i Mehdi’nin adı Muhammed, babasının adı Abdullah ve kendisi seyyid olacaktır. Gökten bir melek, (Bu Mehdi’dir) diyeceği hadis-i şerifle sabittir. Daha başka alametleri de vardır. Bu vasıfları taşıyan hiç kimse gelmedi.
2- İbni Teymiyye gibi cehennem ebedi değil denmesi Kur’an-ı kerime aykırıdır. Birçok âyet-i kerimede cennet ve cehennemin ebedi olduğu bildiriliyor. (Bekara 25, Al-i İmran 116, Maide 85, Enam 128, Tevbe 68, Hud 107)
3- İmanın altı esasından biri kadere imandır. Kaderi inkâr eden kâfir olur. Kader hakkında birçok âyet-i kerime vardır. Birkaçının meali şöyledir:
(Ölüm zamanını takdir eden ancak Allah’tır.) [Enam 2]
(Yaptıkları küçük büyük her şey, satır satır kitaplarda yazıldı.) [Kamer 52, 53]
(Biz, her şeyi kaderle yarattık.) [Kamer 49]
(Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey, Ondan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de, apaçık kitaptadır.) [Sebe 3]
Birkaç hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Kadere inanmak, iman esaslarındandır.) [Ebu Davud, Tirmizi]
(Kaderi inkâr edenin İslam’dan nasibi yoktur.) [Buhari]
(Ahir zamanda kaderi inkâr edenler çıkacaktır.) [Tirmizi]
(Kaderi inkâr edene, bütün peygamberler lanet eder.) [Taberani]
(Kadere, hayra ve şerre inanmayan iman etmiş sayılmaz.) [Tirmizi]
4- Kabir azabını inkâr eden Ehl-i sünnetten çıkar. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Kabir azabı haktır.) [Buhari]
İmam-ı a’zam hazretleri buyurdu ki: Kur'an-ı kerimde (Onlar, sabah akşam ateşe sokulurlar. Kıyametin kopacağı günde, “Firavun hanedanını azabın en çetinine sokun!” denilecek) buyuruldu. (Mümin 46) [Sabah akşam görecekleri azap, Kıyametten öncedir. Âyetin devamında onların şiddetli azaba sokulacağı bildiriliyor. Birincisi kabir azabı, ikincisi ise cehennem azabıdır. (El-Kavl-ül fasl)]
İmam-ı Gazali hazretleri de, (Bu âyet kabir azabını gösteriyor) buyurdu. (İhya)
İmam-ı Süyuti hazretleri, kabir azabı ile ilgili Şerhussudur isminde müstakil bir eser yazmıştır. Buhari ve Müslim ve diğer hadis kitaplarındaki kabir azabıyla ilgili hadis-i şerifleri nakletmiştir. Her hadis kitabında kabir azabı bildirilmektedir. Kabir azabını inkâr eden, bütün hadis kitaplarını inkâr etmiş olur. Ehl-i sünnetin dışında kalır.
5- Şefaati inkâr eden de Ehl-i sünnet olamaz. Şefaatle ilgili birkaç âyet-i kerime meali:
(O gün, kimse şefaat edemez. Ancak Rahman olan Allah’ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığı kimse şefaat eder.) [Taha 109]
(Rahman olan Allah’ın nezdinde söz ve izin alanlardan başkası şefaat edemez.) [Meryem 87] (Bu iki âyette, Allahü teâlânın izin verdikleri şefaat edecek, başkaları edemez diyor.)
(Allah’ı bırakıp da, taptığı putlar şefaat edemez. Ancak hak dine inanıp ona şahitlik eden kimseler şefaat eder.) [Zuhruf 86] (Putlar elbette şefaat edemez. Ama hak yoldakilerin şefaat edeceği bu âyette de açıkça bildiriliyor.)
(Allah’ın izni olmadan kim şefaat edebilir?) [Bekara 255] (Bu âyet de Allah’ın izniyle şefaat edileceğini gösteriyor.)
(Bütün şefaatler Allah’ın iznine bağlıdır.) [Zümer 44] (Demek ki çok şefaat edecekler vardır ki, hepsi de Allahü teâlânın iznine bağlıdır.)
Şefaatin hak olduğunu bildiren çok hadis-i şerif var bir tanesi şöyledir:
(İmanla ölen günahkârlara şefaat edeceğim.) [Buhari, Müslim]
Bütün müfessirler, muhaddisler ve fakihler gibi, dört mezhep imamı da şefaatin hak olduğunu bildirmişlerdir. Bütün âlimlerin en büyüğü olan İmam-ı a’zam hazretleri, (Peygamberler, âlimler ve salihler, günahkârlara şefaat edecektir) buyurdu. (Fıkh-ı ekber)
6- Ehl-i kitab olan Yahudi ve Hıristiyanların cennete gideceğini söylemek Kur’an-ı kerime de hadis-i şeriflere de aykırıdır. Bir âyet-i kerime meali:
(Elbette, ehl-i kitab [Yahudi ve Hıristiyan] veya müşrik olan bütün kâfirler cehennem ateşindedir, orada ebedi kalırlar.) [Beyyine 6]
Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Beni duyup da, bana inanmayan Yahudi ve Hıristiyan, cehenneme girecektir.) [Müslim]
7- Kur’an-ı kerime tarihsel diyen, hükmü kalmadı diyen, Ehl-i sünnetten çıkmakla kalmaz, kâfir olur. Bir âyet-i kerime meali:
(Bugün, dininizi ikmal ettim. Size olan nimetlerimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı seçtim, beğendim, razı oldum.) [Maide 3]
İslamiyet’ten başka din aramak kâfirliktir. Allah başkasını kabul etmez. Bir âyet-i kerime meali:
(İslam’dan başka din arayan, bilsin ki, o din asla kabul edilmez.) [Al-i İmran 85]
Bid’at ehlini tenkit etmek
Sual: Cübbeli Ahmet hoca, mezhepsizleri, dinde reformcuları, kendini veya hocasını Mehdi sayanları, (Yahudiler ve Hıristiyanlar da Cennete gidecek) diyenleri tenkit ediyor. Ayrıca bir konuşmasında, Rusya’da bir Hıristiyanın, bir hocaya Müslüman olduğunu söyleyince, o hocanın, (Hıristiyanlar da Cennete gideceğine göre, Müslüman olmana gerek yok) dediğini, hatta yazar Ali Eren’de bu kimsenin telefon numarasının olduğu, isteyenlerin arayıp sorabileceğini de söyledi. Cübbeli hocanın böyle şeyler anlatması ve bid’at ehli sapıkların yanlış görüşlerini açığa çıkarması, tasvip edilir mi?
CEVAP
Elbette tasvip edilir. Herkesin gücü nispetinde, emr-i maruf ve nehy-i münker yapması gerekir. Cübbeli hocanın bu konularda anlattıkları doğrudur.
Bugün 181 ziyaretçi (482 klik) kişi burdaydı!
ANA SAYFAYA DÖ
SAPITAN HAYRETTİN KARAMANIN REZİLLİKLERİ
Sayın Karaman, kitabın 37. sahifesinde, “Kur’an… Peygambere iman
edin demiyor” diyor.
Bir insan, hem İslâma davet edilecek hem de Kur’an Peygamberimiz’e iman
etmeyi emretmemiş olacak! Peygamberimiz’e iman etmeksizin Müslüman
olmak mümkün müdür ki, onun bu sözüne ses çıkarmayalım?!.
Sayın Karaman, yazısında üç kişiden bahsediyor. Birincisinin hocası da
kendisi de mason. İsminin sonundaki “Hû” zamirinin kime râcî olduğu da
belli değil. İkincisi bir mezheb düşmanı. Üçüncüsü ise,“Namazda Tevrat ve İncil okunabilir” diyen ve “Kur’an-ı Kerim’e Göre Evrim Teorisi”
yazısını yazan ve bu yazıda şu ifadeleri kullanan kişi:
“Âdem’in de anası ve babası vardır. Ancak bunlar insan değil hayvandır.
Böylece insanlar da hayvandan türemişlerdir.”( İlâhiyat Fakültesi
Dergisi, sayı: 20, sahife: 127-145)
Hayrettin Bey, bu üç kişi için “Bana göre bunlar İslâm âlimleridir”diyor. Bu üç İslâm âlimi(!) “Allah’a ve âhiret gününe inanıp salih amel
işleyen yahudi ve hıristiyanlar, Allah’a şirk koşmazlarsa cennete
girerler” diyorlarmış.
Bu sözlerin sahiplerinin görüşlerini kitapta uzun uzun aktarıyor, sebebini de şöyle açıklıyor:
“Çağdaş görüş daha yeni olduğu için onun delillerini daha geniş olarak açıkladım.”
Böylece yeni görüşlerin daha uzun anlatılma hakkı olduğunu da öğrenmiş
oluyoruz. Eski görüşler ne oluyor? Eskimiş mi oluyor? Onun için mi
onlardan kısaca bahsediliyor? Âyet ve hadisler 14 asırlık. Yani daha eski. Şimdi ne olacak? Çok eski diye onlardan çok daha kısa mı bahsedeceğiz? Ha?..
Hayrettin Bey, malum üç kişinin sözleri hakkında “Kendi görüşüm olarak
söylemedim, sahiplerini zikrederek naklettim” diyor ama, yukarıda
sahife numarası vererek aktardığım ve kendisini bağlayan kendi sözleri
hakkında sadra şifa hiçbir açıklamada bulunamıyor; “iftira” diyor,ortada iftiranın kokusu bile yok…
Hayrettin Bey, Kur’an hakkında da şöyle söylüyor: “ …kendinden önceki
kitapların büyük bir bölümünü yürürlükten kaldırmıştır.” (Sa. 17) Olur
mu hiç öyle şey! Büyük bir bölümünü değil tamamını yürürlükten kaldırmıştır. Kur’an geldi, hepsinin hükmü yürürlükten kalktı, o kadar.
İslâmla beraber hıristiyanlık ve yahudiliği de kastederek, “Tevhid üç dinde de var. Çünkü aynı kökten geliyor” diyor. (Sa. 37) YANLIŞ!!!
Tevhid üç dinde de değil sadece İslâmda var. Hıristiyanlıkta olan,
teslis yani üç ilah inancıdır. İslâmla hıristiyanlığın, tevhid ile teslisin kökü aynı olur mu hiç!
Kökleri aynı demekle eğer Hz. İsa’nın tebliğ ettiği din kastediliyorsa,onun ismi hıristiyanlık değil İslâmdır; teslis değildir… Hıristiyanlık
ise, Hz. İsa’nın tebliğ ettiği dinin bozulmuş halinin ismidir.
Değerli okuyucular, böyle hocalar hancı biz yolcu olduğumuz müddetçe, daha çoook karşılaşacağız…
Bizi takip etmeye devam edin efendim…
Yazının kaynağı : Ali Eren - Vakit
Bugün 184 ziyaretçi (493 klik) kişi burdaydı!
ANA SAYFAYA DÖN